Reklam
tvTürk

Avrupa Birliği için bitmeyen ümidimiz

Murat GÖCE

Murat GÖCE

Murat Göçe 1979 yılından beri Türk bilişim sektöründe teknikten satışa, takım liderliğinden ülke müdürlüğüne kadar çeşitli pozisyonlarda hizmet verdi. Bu süreçte kişisel bilgisayarlar, sunucu mimarileri ve internetin dünü ve bugününü birebir yaşayarak birçok önemli projede deneyimlerini uyguladı. Yönetici olarak profesyonel yaşamına devam eden Göçe, şirketlere proje danışmanlığı, pazar araştırmaları, sistem bütünleştirme ve güvenlik çözümleri gibi konularda yardımcı oldu. İnfo, Doğan Holding, Sentim, Helyum gibi ulusal firmalarda görev aldıktan sonra Göçe, Panda, F-Secure, Nod32, Norton, Gdata ve Avira gibi Antivirüs markalarının yanısıra birçok uluslararası ve ulusal şirket, organizasyon ve kuruma profesyonel danışmanlık hizmetleri sağladı. Geçmiş yıllarda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim Hukuku Öğretim Görevlisi olarak ders veren Murat Göçe, son olarak Kaspersky Türkiye Ofisi’nin Genel Müdürlüğü görevinden ayrıldı. 40 yıla yakın süredir bilişim sektöründe çeşitli alanlarında çalışmalarına devam eden Murat Göçe, şu anda Bilişim Zirvesi, BThaber, BTburada, M2S şirketlerinin başkanlık görevini yürütmektedir. Göçe, yakın zamanda “Yaşanmış BaşarıSIZlık Hikayeleri” kitabını yazmıştır.

Çocukluk ve erken gençlik yıllarımızda Ortak Pazar olarak duyduğumuz sonralarında Gümrük Birliği ve elbette nedir bu Avrupa Birliği?

Altılar adı verilen Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg önce Avrupa Kömür ve Çelik birliğini, sonra yeni proje olarak Avrupa iktisadi Birliği veya daha modern ismiyle 25 Mart 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğunu kurdu.

Neden ismi ekonomik topluluk, cevabı gayet basit; çünkü öncesinde askeri ve siyasi birliği denediler olmadı. Victor Hugo’ya kadar dayanan bu Avrupa Birliğinin oluşması da zaten kolay bir şey değildi, kolay da olmayacak.

Bu konuda yorum yapmak için bir uluslar arası siyaset bilimcisi olmaya gerek yok, biraz tarih okuyan basit cevabı bulabilir.

Yüzyıl Savaşları (İngiliz-Fransız/1337-1453)

Seksen Yıl Savaşı-Hollanda İsyanı (İspanya-Hollandalı İsyancılar/1568-1648)

Otuzyıl Savaşları (1618-1648)

Yedi Yıl Savaşı (1756-1763)

Dokuz yıl Savaşları (1688-1697)

I. ve II. Dünya savaşları

Avrupa ülkelerinin millet kavramına ulaşması yani ülke olması bile birkaç yüzyıl öncesine dayanır. Bu millet olma öncesi kantonluklar, derebeylik ülkeleriydiler. Bugün bile İsviçre’de 26 kanton, yani iç işlerinde serbest 26 ülke var diyebiliriz. Dil birliği olmayan, hatta insanları ile konuştuğunuzda kültürel farkları olan 26 tip insan. Almanya güneyindeki kuzeyindeki aşağılar. Fransız Almanları sevmez, İtalya’nın ülke olması 100 öncesine kadar gider.  Yani yüzlerce bölüme ayrılmış bir Avrupa’dan bahsediyoruz. Dil ve ırk birliği olmayan sadece Hristiyanlık ve ticari menfaat ortak noktasında buluşan bir Avrupa.

Ezcümle birarada oldukları tek durum ekonomik çıkarların geçerli olduğu durumlardır. Bu gerek ve yeterli şartın oluşmadığı durumlarda birbirleriyle savaşmışlardır. Bakın en güzel örneği İngiltere Brexit örneği. Para azalınca kopmanın en güzel örneği. Bunu 30 yıl önce söylediğimde kıskançlık olarak algılanmıştı.

Son olarak bir de son yüzyılda savaşların çıkma nedenine kısaca bakalım. 1’de de 2’de de benzer neden var. Ne zaman Almanya güçlenip, Dünya pazarından hatta emperyalizm’den pay istese akabinde savaşlar çıkmış.  Belki de 3.dünya savaşı da öyle siber savaşlar uydurması şeklinde değil, yine çok güçlenen Almanya’ya dur demek için silahlı olarak çıkacak.

Şimdi dönüp tekrar Avrupa Birliğine bakalım. Bu günlerde ortak ordu konuşuluyor, katılımcıları 2-3 ülke. Bence burada tam ekonomik neden olmasa da Avrupa Birliğinin ABD, Çin ve Rusya pazarlarına karşı çelimsiz kalmasına karşılık gövde gösterisinden ibaret. Böyle bir ordu hiçbir zaman olamayacak, küçük ve sembolik bir yapı olacaktır.

Peki biz neyin peşindeyiz?  Neden Avrupa Birliğine girmek istiyoruz, bunda devam etmeli miyiz?

Kesinlikle evet, çünkü

  1. Birliğe girmek için gereken her görüşme bizim kendimizi ölçüp geliştirmemize vesile oluyor
  2. Öyle ya da bu topluluğun bir parçası olduğumuzdan dolayı Avrupalı yatırımcı için Türkiye hala cazip. Bu yatırımcılara ihtiyacımız var
  3. En önemlisi, kendimizi daha iyi hissediyoruz. Bir gün vizesiz serbest dolaşım hakkı ümidi bizi mutlu ediyor. Ümit fakirin ekmeği demişler.

Güvenli günler dilerim.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Son Kale çatırdıyor.. - 1 Mayıs 2019
Murat GÖÇE tvTurk’te! - 20 Şubat 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ